13 Kasım 2012 Salı

ETRÜSK YAZITLARI

LEMNOS-KAMİNİA


Bu stel Lemnos adasında bulunmuştur. Mezar steli olduğu düşünülmektedir. Mısır'da kapıların iki yanına da mızraklı insan figürü kabartmaları yer almaktadır. Mısır etkisinin olduğu söylenebilir. Stel okunabilir fakat anlaşılamıyor.



PYRGİ





Altın üzerine yazılmış yazılar da vardır. Biligual özellik taşır. Kartaca ve Etrüsk dilindedir. Yazıt okunamıyor.



LİBER LİNTEUS



Zagrep Müzesi'nde sergilenmektedir. Keten kitap olarak da bilinir. Dini takvim niteliğindedir, törenlerin nerede yapılacağına ve hangi hanrıya ne sunulacağı yer alır. Kitap 1300 kelime 230 satırdan oluşur. Harf yüksekliği 5-7 cm'dir. 340x35 cm boyutlarında keten bir bez üzerine yapılmıştır.12 sayfa olışturacak şekilde bir içe bir dışa katlanmıştır.
Esere bilinmeyen bir nedenle Mısır'da (M.Ö. 1. yy'da) ulaşılmıştır. Eser şeritler halinde kesilip mumya sargısı olarak kullanılmıştır. Eser tesadüfen bulunmuştur.



TABULA CORTONENSİS






M.Ö. 3.\2.yy'a tarihlenmektedir. Branı levha üzerine Etrüskçe yazılmış bir eserdir. Eserde arazi alım satımı ile ilgili kurallar anlatılmaktadır. 30x46 cm boyutlarındadır. Önde 32, arkada 8 satır  vardır. toplam 206 kelime içermektedir. bilerek kırılmış gibi bir görünümü vardır.


PİACENZA - ÇİĞER FALI



M.Ö. 3.\2. yy bronz çiğer modeli. Çiğer falı Etrüskler için önemli. İç organları tanrılara adak olarak veriyorlardı.



MALENA




Etrüsk aynası. Malstra. bronzdan yapılmış bir aynadır. M.Ö. 4. yy'a tarihlenir. aynanın üzerinde çiğer falına bakan bir kain yani kaykos yer almaktadır.




10 Kasım 2012 Cumartesi

Etrüskler

     Yunanca Tyrrhenoi\Tyrsenoi, Latince Tusci.\Etrusci, Mısır yazıtlarında Tursha, kendi dillerinde ise Rasenna\Rasna adlarıyla anılmaktadırlar.
Kökenlerine dair 3 sav vardır:

  •  Doğudan geldikleri (Halikarnassos'lu Heredotos savı)
  •  İtalya'nın yerlisi oldukları (Halikarnasos'lu Dionysios)
  •  Alplerin kuzeyinde yeralan Raetia bölgesinden geldikleri savı
     Etrüskler, bağımsız kentlerde yaşayan, farklı sııflardan oluşan içine kapanık bir halk idi. Yunan'ın aksine, etrüsk toplumunda kadın, erkeğin yanında önemli bir konuma sahiptir.
     Oniki bağımsız kentten oluşani Tarkhon'un kurduğu 12 kent birliği'nin merkezi, Volsinii yakınlarında Fanum Voltumnae'de bulunuyordu. Burada her yıl dini ve siyasi toplantılar yapılıyor törenler ve spor yarışmaları düzenleniyordu.
     M.Ö. 7. y.yılın 2. yarısında güneyde, merkez, Capua, m.ö. 6.y.yılın sonunda Co ovasında merkezi Felsina olan 12 kent birliği kuruldu. 12 sayısı kutsaldı ve değişmiyordu.
     Tarih sürecinde etrüskler, tümüyle birleşerek güçlü bir devlet kuramamışlar, farklı koşullarda yaşamışlardır:
     M.Ö. 7.y.yılda asillerin seçtiği ''Lucumon'' denilen, dini ve siyasi lider konumundaki krallarla yönetiliyorlardı.
     M.Ö. 6.y.yılda zenginleşen tüccar tabakası, idarede söz sahibi oldu. bazı yerlerde krallık, yerini oligarşiye bıraktı.
     M.Ö.4.y.yılda tarımın ön plana çıkmasıyla köylülerin yönetime katılması sağlandı.  
     M.Ö.3.y.yıldan itibaren Roma'nın politik üstünlüğü Etrurya'da ağırlık kazanınca Etrüsk kentlerinden çoğu, roma fedarel sistemine bağlandı. Etrüskler, yalnızca kültür ve sanat alanında otonomiye sahip oldular.                                     
     Etrurya'nın kuzey ve güney kesimleri arasındaki jeolojik yapı farklılığı, etrüsklerin mimari, sanat ve geleneklerini, kısaca kültürlerini derinden etkilemiştir.
     Etrurya'nın büyük ticaret kentlerinden -Populonia hariç- hiçbiri deniz kıyısında kurulmamıştır. Stratejik nedenlerden dolayı denizden birkaç kilometre içerde bulunan ticaret merkezlerinin bir veya birkaç özel limanı vardı.
    Güney Etrurya, volkanik tüf yapıda olup, akarsuların oyduğu derin vdilere ve sarp yamaçlı yüksek ovalara sahiptir. M.Ö. 7.-5. y.yıllarda, gelişimlerinin en üst düzeyine erişen kentleriyle Güney Etrurya, deniz ve kara ticaretini tekeline almıştır.
    Kuzey Etrurya, kum ve kireçtaşı yapıda yassı tepeler üzerine kurulmuş seyrek yerleşmelere sahipir. kentler iç kesime yönelmiş ve genelde surla çevrilmiştir. geçimi tarıma dayalı olan bölge, güneye oranla daha yavaş gelişim sürecinde en parlak dönemini, M.Ö.4.-1. y.yıllarda yaşamıştır.